Sevgili Okurlar,
Bazı hayatlar anlatılmaz, çözülür. Bazı insanlar yaşadıklarıyla değil, yaşadıklarını nasıl anlamlandırdıklarıyla var olur.
Benim hikâyem, bir makamın, bir unvanın ya da bir dönemin hikâyesi değildir. Bu, insanın kendi hakikatine karşı verdiği mücadelenin; yanlış anlaşılmanın, susturulmanın, yeniden ayağa kalkmanın ve nihayetinde anlam arayışının hikâyesidir.
Hayatımın bir kısmı kamu göreviyle geçiyor... Bir kısmı, hukukun ve adaletin sınandığı bir eşikte… Ve geri kalan büyük bir kısmı da kelimelerin içinde. Çünkü insan, kendisine yapılanı değil, kendisinin neye dönüştüğünü yazmak zorundadır.
Bu site; bir hayatın savunması değil, bir bilincin açılımıdır.
Eğer buradaysanız, yalnızca okumaya değil, düşünmeye de hazırsınız demektir.
Ben yazarken yalnızca anlatmıyorum. Mit ile bilimi, sezgi ile aklı, bireysel hafıza ile kolektif bilinci bir araya getirerek, insanı; evrendeki yerini yeniden düşünmeye davet ediyorum.
"Kosmotelyum" adını verdiğim düşünsel çerçeve de buradan doğdu: Evrenin yalnızca var olan değil, kendini anlamaya çalışan bir bilinç olduğu fikrinden…
Evren büyümüyor, belki de biz her gün biraz daha küçülüyoruz. Gündelik hırsların, dijital körleşmelerin ve yapay korku imparatorluklarının içinde, gerçekliğin bizimle kurduğu o muazzam arayüzü anlamlandırmaya çalışıyoruz. Bu satırlara ulaştıysanız; hayatın kör bir rastlantıdan ibaret olmadığına, bilincin çok daha kadim bir mirası taşıdığına inananlardansınız demektir.
Benim hikâyem, hem gökyüzünün sonsuzluğuna uzanan felsefi bir bilinç kazısı hem de yeryüzünün en karanlık bürokratik dehlizlerinde verilen somut bir direnişin özetidir. Yıllarca, Cumhuriyetçi, Atatürkçü ve özgürlükçü değerlerle halka hizmet etmenin onurunu taşıdım. Ancak rantın ve menfaatin, hukuku nasıl hiçe sayabildiğini; adımızın en çirkin tezviratlarla nasıl kirletilmeye çalışıldığını en yakından bizzat deneyimledim. Demokrasiye bir faks ile pranga vuranlara, olmayan bir suç üzerinden delil yaratmaya çalışanlara ve zulüm karşısında dilsiz şeytanlık yapanlara inat, pes etmedim. Pes etmektense haklı davamıza sahip çıkmayı namus meselem bildim. Çünkü umut, korkudan her zaman daha güçlüydü.
Değişirsem dünyamın da değişeceğini bilenlerdendim. Önce kendimden başladım; eleştirdim, okudum, araştırdım ve sadece sorguladım. Anladım ki henüz söyleyecek sözlerim bitmemişti. Yaşadıklarımı, bir intikam hırsıyla değil; bir "atfediş ve affediş" öyküsü olarak kaleme aldım.
Bugün burada, salt bir kamu çalışanı veya yazar olarak değil; evrenin dilini mit, felsefe ve bilimin kesişiminde deşifre etmeye çalışan bir "bilinç arkeoloğu" olarak karşınızdayım. "Kosmotelyum" adını verdiğim bu düşünce sistemiyle; Kosmos'un düzenini, Telos'un amacını ve Elyum'un saf bilincini birleştiriyorum. Çünkü bana göre yaşam bir tesadüf değil, yönlendirilmiş bir evrim programıdır; bizler ise evrenin kendini anlamaya çalışan tezahürleriyiz.
Kendi irademize ve aklımıza sahip çıktığımız sürece, adalet evrenin hafızasında her zaman yerini bulacaktır. Şimdi, kelimelerimle bilincin kökenine inme zamanı.
Hoş geldiniz.