Kitaplar

Siyah Beyaz Bir Beşiktaş Hikâyesi

Siyah Beyaz Bir Beşiktaş Hikâyesi

2018

Alan Yayıncılık

Satın Al

Kütüphane Katalogları

Sevgili Okurlar,

2014 yılı Yerel Seçimlerinde %77 gibi bir oyla Beşiktaş Belediye Başkanlığı'na seçilen, bu rekorunu da referandumda %84 oy potansiyeli ile perçinleyen, seçimle gelmiş ancak birtakım kirli oyunlar ile İçişleri Bakanlığı Müfettişlerince görevinden geçici süreyle uzaklaştırılmış, seçildiği günden bu yana Cumhuriyetçi, Atatürkçü, özgürlükçü ve sosyal demokrat belediyecilik anlayışı ve kendisini bu makama layık gören Cumhuriyet Halk Partisi'nin değerleri ile Beşiktaş halkına hizmet etmeye hassasiyet göstermiş, lakin; tüm bu çabası hem iç hem de dış bedhahlarca etik dışı değerler göz önünde bulundurulmadan yok edilmeye çalışılan bir belediye başkanının en yakın mücadele arkadaşlarından biriyim.

Bu kitabı sizlerle paylaşmaktaki amacım; 5 yıl 4 aydır, Beşiktaş Belediye Başkanı Av. Murat Hazinedar'a, kendisinin yakın çalışma arkadaşı olmam dolayısıyla şahsıma, Sayın Başkan'ın yakın çevresine ve dahi ailelerimize yaşatılan baskı, yıpratma ve itibarsızlaştırma politikasının küçük birer neferi olan meczupları burada bir kez daha dillendirmek değil…

Bu yaşanılan trajikomediye şahit olan sizler; tüm delil ve emarelerin "bağımsız yargı karşısında" hiç olarak addedildiği ve dahi olmayan bir suç üzerinden delil yaratılmaya gidildiği bir tarihi "kendi iradenize sahip çıktığınız sürece" emin olun bir kez daha görmeyeceksiniz!

Bilmenizi isterim ki; birileri tarafından zorla yaratılan korku imparatorluğu ve oluşturulan bunca tezvirat dahi; Murat Hazinedar'ın şahsını; millet odaklı siyaset anlayışından ve Beşiktaş'tan İstanbul'a, İstanbul'dan tüm Türkiye'ye yaymaya çalıştığımız sosyal demokrasinin, toplumun her kesimini kucaklayıcı özgürlükçü siyaset çizgisinden asla vazgeçirmiş değildir!

Ve dahi etik değerlerimiz gereği "sadece menfaatçi üç-beş simsarı rahatsız ettik" diye ortada herhangi bir suç yokken; rantın temel kaynağı olan imar ve inşaatın neredeyse olmadığı bir ilçede, şehir hukukuna hizmet etmek adına otoparksız ve küçük parsellerdeki kötü kentsel dönüşümü engelleyen bir Belediye Başkanı'nın yakın çalışma arkadaşlarından birisi olarak; görev yaptığı yaklaşık 3,5 yıl boyunca, vatandaşımızdan, esnafımızdan ve işadamlarımızdan -tamamı Beşiktaş Belediyesi'ne yani Beşiktaş halkına ait olan- BELTAŞ Vakfı'na yapılan bağışlarla, sosyal ve kültürel içerikli projelerimizle yarattığımız farkındalık sayesinde binlerce hanede Türkiye'nin çeşitli bölgelerine el uzattık diye,

Soma faciasında hayatını kaybeden ailelerden Bosna Hersek'te, Çanakkale'de ve Artvin'de yaşanan sel felaketine, binlerce burslu üniversite öğrencisinden üniversite kulüplerine, ramazan sofralarından şehit ve gazi ailelerine, camilere, cemevlerine, kiliselere, sinagoglara, hastalara, engellilere, evlenenlere… yani toplumun her kesiminden imkânı olmayan insanlarla gönül birliği kurduk diye,

"Şüpheli" sıfatı ile anılmak ve her geçen gün biraz daha yıpratılmak ne kadar zor olsa da bir tevekkül olarak addediyor, adalete olan inancım ile er ya da geç tecelli edeceği günleri bekliyorum.

Ve dahi; kendisine güvenen, çalışmayı seven, kendi becerileri ve yeteneklerine inanan, rekabetten hiçbir zaman kaçınmayan ve Belediye Başkanlığı koltuğunun rahatlığını sadece partisini büyütmek adına çapıyla ölçülemeyecek ölçüdeki riskleri göze alarak icra eden Murat Hazinedar; 3 yıl 9 aylık fiili Belediye Başkanlığı süresince, kendisini İstanbul genelinde, hem AK Partili hem MHP'li hem HDP'li hem de CHP'li seçmen nezdinde en üst seviyeye taşımış bir Belediye Başkanı olarak, partisinin görev verdiği noktada elinden gelenin en iyisini yaptı da bunca emeğe rağmen bugün sahipsiz kaldı diye kurup, gülüp geçenlere inat; sadece milletin değerleri ile barışık siyaset çizgisine emek vermek üzere alın teri döken sıradan bir kamu çalışanı olarak şahsım; yaşadığım onca tezvirattan sonra bildiklerime, keza; bildiklerime rağmen tanık olduklarıma sahip çıkmasaydım, yeri göğü inlettiğine inandığım adımlarım manasız, benliğim omurgasız, semaya her daim döndüğüm yüzümse astarsız dikiş tutturabilir miydi bu hayatta bilemem.

Ben elbette başkan değildim, ancak yaveriydim… Bunca tezvirata en yakından şahitlik edendim… Ve yaşadıklarının hiçbirini hak etmeyendim. Pes etmektense çocuklarımızın bile alet edildiği haklı davamıza sahip çıkmak; namus meselem, dedim.

Değişirsem dünyamın da değişeceğini iyi bilendim. Önce kendimi değiştirmekle işe başladım… Eleştirdim, araştırdım, okudum… Kimsenin avukatlığını yapmak değildi niyetim, sadece sorguladım, sebebi neydi bunca eziyetin!

Anladım ki henüz sözlerimi bitirememiştim.

Yanlış anlaşılsın istemem; bu satırlar bir intikamın değil, esasen; atfedişin, affedişin öyküsü…

Ziyadesiyle; hem demokrasiye hem de milletin iradesine bir faks ile pranga vuran iktidarla bu hukuksuzluğa önce zemin hazırlayıp sonra sessiz kalarak dilsiz şeytanlık yapan tüm yakın çalışma arkadaşlarım ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin tüm yöneticileri: Umut, korkudan güçlü tek duyguymuş.